Herzamanki gibi seçimlerden
önce, burjuva partileri bizi tüm imkanlarıyla oy sandığına götürmeye
çalışıyorlar. Oyumuzu elde etmek için boş sözler veriyorlar. MLPD bizi
hür bırakacağını söylüyor, Die Linke aynı işe aynı maaşı vereceğini
söylüyor, Die Grünen mevcut haksızlıkları kaldıracağını söylüyor, SPD
Kita ücretlerini kaldıracağını söylüyor, CDU Kita yerlerini çoğaltmak
istiyor özellikle tek ebeveynler için, AFD de tek ebeveynlere yardım
edeceğini söylüyor. Hepsi de boş sözlerini veriyor ve tam püf noktayi
buluyorlar, tüm sorunlarımızın konsantre olduğu nokta. Bunlar partilerin
sunduğu seçim ve hükümet programların bazı rastgele örnekleri. Hiç biri
yeni değil, hiç biri hakikata uymuyor. Geçen yasama dönemlerine
bakarsak bunu açık görebiliriz. Bu boş sözlerin tek amacı oylarımızı
elde etmektir.
Seçim oyunu neden istiyorlar?
Burjuva demokrasisi sözde
seçim hakkına dayanıyor, yani değişik parti seçenekleri sunuyor,
verdiğin oy yüzde olarak hükümeti belirliyor. Böylece bize söz sahibi
olduğumuzu inandırmak istiyorlar. Fakat ne kimlerin seçime katıldığını,
ne hükümetin verdiği kararlarda bir seçme hakkımız var. Çünkü sonuç
olarak burjuva demokrasisi bir diktatörlük yöntemi. Seçimler de sadece
hakimiyetin devamını sağlamak için bir göz boyama. Ve son karar ne
Merkel’in ne de Schulz’un elinde, son karar finansmanların elinde.
Bu konuda güven kayıbı gitgide
büyüdüğü için bize daha az kötü olanı satmaya çalışıyorlar, fakat hangi
partinin hükümeti oluşturduğu hiç önemli degil, kötü olan herzaman aynı
şey, emperiyalizm sistemi. Emperiyalizmi seçmemek gibi bir imkanımız
yok, halbuki emperiyalizm sömürgü, zulüm ve savaş demektir, bir tek
burada değil, tüm dünyada.
Kadınların hakları nedir?
Kadınlar kendi hakları için
yüzyıllardır zorlu mücadeleden geçmiştir. Bu mücadeleden geri kalanlar
şimdi emperiyalizmin işine yarıyor. Kadınlar seçim hakkını misal zor
elde etmişti, ve bu mücadele esnasında bile kadınları yumuşatmak ve
savaşmaktan caydırmak için seçim hakkı sunulmuştu, böylece parlamentoda
etki sahibi olarak uysal bir şekilde zulümlerini sonlandırabilirlermiş
gibi bir izlenimi verildi. Kadın seçim hakkı bugün hala bir eşitlik
kanıtı olarak geçiyor. Çocuk bakımı hakkı da zorlu mücadele sonucu elde
edinmişti, fakat bugün Kita’ların tek faydası biz kadınların çabucak
yine iş dünyasına geri atılmamızdır. Çocuk bakımı ne kadar iyi ve uzun
sürerse, anneler de o kadar hızlı ve güvenilir iş kudretini satabilirler
ve sömürgünün kaynağı olabilirler. Yasal olarak eşitlik var olsa bile,
gerçekte var olmadığını günlük hayatımızda görüyoruz.
Sömürgüyü seçmemek olmuyor, seçimleri boykot edin!
Verdiğimiz her oy patriklik,
sömürgü ve zulüm için bir oydur. Bu sistem güçlüdür fakat eninde sonunda
bitecek. Seçim boykotu ile bu sistemi zayıf noktasından vuruyoruz ve
egemenliğe onu artık kabul etmediğimizi gösterebiliriz. Koşulları
gerçekten degiştirmek için devrim gereklidir. Bunun için ve komünist
partiyi tekrar oluşturmak için destekte bulunmamız gerek ve
yoldaşlarımızın Peru, Hindistan, Filipinler ve Türkiye’de halk savaşlar
yolunu takip etmemiz gerek. Sadece bu şekilde devrimci kadın hareketini
geliştirebiliriz ve sadece bu şekilde patrikliği tutarlı olarak
savaşabiliriz.
Komünizm için proleter feminizm!
Rote Frauenkomitees Hamburg ve Berlin
Ağustos 2017
Keine Kommentare:
Kommentar veröffentlichen